Arama
E-bülten
E-bülten
Sergiler
Fuarlar
Kültürel Miras ve Müzeler
Sanat 3.0
Sanat Ekonomisi
Sinema
Sahneden
Tasarım
Kitap
Köşe Yazıları
Ajanda
Dükkân
Sergiler
Fuarlar
Kültürel Miras ve Müzeler
Sanat 3.0
Sanat Ekonomisi
Sinema
Sahneden
Tasarım
Kitap
Köşe Yazıları
Ajanda
Dükkân
Arama
Sergiler
Söyleşi

İçinizdeki denize mistik yolculuk

Margaret R. Thompson’ın resim, ses ve kokuyu harmanladığı “Temenos: İç Deniz” sergisi, ziyaretçileri fiziksel ile ruhsal arasındaki eşikten geçmeye davet ediyor.

Melisa Şahinkaya
20 Nisan 2026
Margaret R. Thompson. Fotoğraf: Brandon Soder

Margaret R. Thompson. Fotoğraf: Brandon Soder

Zamanın sesinin duyulduğu bir boşlukta, suyun kadim hafızası bulunur. Margaret R. Thompson’a göre Zeyrek Çinili Hamam’ın Bizans sarnıcı, yüzyıllar boyunca karanlıkta saklanmış bir iç dünyanın eşiği gibi. Temenos: İç Deniz sergisi, ziyaretçileri tarihin hâlâ titreşen varoluşuyla baş başa bırakıyor. Su, yalnızca akmıyor, hatırlıyor, koruyor ve derinlerde kalanı gün yüzüne çıkarıyor.

Margaret R. Thompson, Touching Infinity, 2025 Keten üzerine yağlı boya ve balmumu 76.2 x 60.96 cm © Brandon Soder, 2026

MELİSA ŞAHİNKAYA: Serginiz, gündelik yaşamdan ayrılmış kutsal bir alanı tanımlayan Antik Yunan kökenli bir kavrama atıfta bulunuyor. Sizi “temenos” fikrine çeken neydi? Serginin kavramsal çerçevesini nasıl şekillendirdi?

MARGERET R. THOMPSON: İstanbul’dan New Mexico’ya döndüğümde, birkaç hafta yerleşmeye odaklandım. Üretim sürecine geçiş yaptığım dönemde, Zeyrek Sarnıcı bilinç dışımda açılmaya başladı. Kendi metafizik anlatısını kurdu. Sessiz, koruyucu bir derinliğe sahipti. Somatik bir histi ve sol tarafımda hissettim. Bu duygu zamanla kelimelere dönüştü: Eşik, karın, kuluçka alanı, koruma alanı, yanardağın içi, su labirenti, rahim, yaşamın ilksel kaynağı, birlik, kapsayıcı ve besleyici bir alan… Bu kelimelerden dünyalar arasında bir geçit fikri doğdu: Fiziksel olanla (İstanbul) ruhsal olan (sarnıç) arasında bir geçit. “Temenos” kavramı hissettiklerimi betimliyordu. Sarnıcın yeraltındaki mekânı, şehrin geri kalanından kopmuş bir sığınaktı. İçine inilen ve başka bir dünyaya geçiş yapılan kutsal bir koru adeta.

Eserler, Zeyrek Çinili Hamam’ın Bizans sarnıcı için özel olarak üretildi. Bu yeraltı mekânı resimlerinizi ve yerleştirmelerinizi nasıl etkiledi?

Sarnıç, hamamda (yer üstünde) gerçekleşen arınma ve yeniden doğuş ritüelleri için suyu muhafaza eden bir yapı. Aklımda ilksel ve element bazlı resimleri çağrıştırdı. Uzun süredir çalıştığım semboller, bu resimlerde yeni biçimlerde belirdi. Mesela, Ash and Gold, sarnıç gibi bir kapsayıcı alan olan yanardağın içi. Peribolos ise dönüşüm alanı barındıran soyut bir kap tasviri. Antik Yunan mimarisinde temenos’u koruyan ve çevreleyen Peribolos duvarı gibi. Hamamdaki ilk yıkanma deneyimimden sonra yaptığım çizimler suyla ilişkiliydi ve soyut, anne figürlerini çağrıştırdı. Bu çizimler, kemerli tuvaller olan “When I Close My Eyes” ve “Mother of Pearl”de görülebilir.

Margaret R. Thompson, Peribolos, 2026 Keten üzerine yağlı boya ve balmumu 76.2 x 60.96 cm © Brandon Soder, 2026

Sergi, “iç deniz”e doğru bir inişi çağrıştırıyor. Odysseus destanı gibi Antik Yunan’a özgü yolculukları hatırlatıyor. İniş, dönüşüm ya da bilinmeyenle karşılaşma gibi mitolojik anlatılar düşünce sürecinizin bir parçası mıydı?

Kesinlikle. Bir insanın içindeki “iç deniz” nedir? İçimizdeki o karanlık, kozmik alanlar nasıl hissedilir? Hangi hikâyeleri barındırabilirler? Çölde yaşayan biri olarak, sık sık bir sığınak ve nefes alanı bulmak için suyun peşine düşerim. Karşılaştığım mineral havuzlar, nehirler ve şelaleler benim için birer “temenos” işlevi görür. Ayrıca iç denizi, derin zaman kavramı üzerinden de düşünüyorum; çöllerin bir zamanlar suyla kaplı olduğu gerçeği üzerinden. Yakın zamanda Chihuahuan Çölü’nde, herhangi bir su kaynağından çok uzakta yüzlerce salyangoz fosili keşfettim. Bu tür karşılaşmalar zamanı büküyor. İçsel denizlerimizde, en ilksel bilgimizin ve birbirimize bağlılığımızın var olduğuna inandığım o sınırsızlık hissini davet ediyor

Bizans sarnıçları, su, derinlik ve yenilenme gibi sembolik anlamlar taşır. Tarihin bu yönü, suya hem fiziksel hem de metafizik bir unsur olarak bakışınızı nasıl şekillendirdi?

Sergi için yaptığım her resim, sarnıcın sembolik anlamları ve kentin yaşam kaynağı olarak tarihine duyduğum hislere verdiğim hızlı bir çizimle başladı. Su, resimlerde fiziksel olarak yer alıyor. Sfenksler, anka kuşu ve ejderha figürleri tarafından korunuyor. Onu bir gül bahçesindeki çeşmeden akarken resmediyorum. Aynı zamanda soyut bir ana tanrıça figürünün bedenini oluşturuyor. Metafizik olarak ise su, resmetme biçimimdeki akışkanlık ve uyumla ortaya çıkıyor. Renk ve ışığın hareketiyle, bazen bir nehir kadar akışkan, bazen de bir su birikintisi kadar dingin oluyor.

Sergi, resmin yanı sıra ses ve “Homemade Aromaterapi” işbirliğiyle koku unsurlarını da içeriyor. Ziyaretçileri bu ek duyular üzerinden sürece dahil etme fikri nasıl ortaya çıktı?

Mekânın enerjisini bir “temenos” olarak daha da dönüştürebilir miyim diye merak ettim. Ziyaretçileri yer üstündeki deneyimlerinden yer altına doğru güçlü bir duyusal geçişe davet etmeye karar verdim. Etrafımızı saran su sesleri, sarnıcın tarihine ve kenti çevreleyen su yollarına bir saygı duruşu niteliğinde. Antik kokulardan esinlenmiş yağ ise, bu alanın ritüel mekân olarak taşıdığı ruhsallık ve arınma hissini uyandırıyor.

İstanbul, antik yapıların modern kentin altında varlığını sürdürdüğü, katmanlı bir tarihe sahip. Bu bağlamda çalışmak, çağdaş sanat, hafıza ve maneviyat üzerine düşüncelerinizi nasıl şekillendirdi?

İstanbul, bana kentin katmanlarını doğadaki oluşumlara benzer şekilde düşündürdü. Kaya tabakaları ya da ağaç halkaları gibi, en eski olanın bize hâlâ çok yakın olduğu yapılar. Çağdaş sanat açısından, bu zaman katmanlarını dinlemeyi ve onlara yanıt vermeyi seçtim. Sarnıç benim için yaşayan bir hafıza arşivi. Eski derinlikle diyalog kuran resimleri paylaşmak için mükemmel bir mekân. Maneviyatı, fiziksel dünyanın içine gömülü; malzeme, mekân ve beden aracılığıyla deneyimlenen bir olgu olarak algılama biçimimi derinleştirdi. Sergi küratörü Anlam de Coster’ın ifadesiyle: Margaret R. Thompson, çoğumuzun hissetmeyi unuttuklarını resmediyor. Erişimimizin ötesindeki alanlara uzanıyor. Onun tuvalleri birer pencereden ziyade geçit işlevi görüyor. Aynı anda hem arkaik hem zamansız hissettiren, hem acil bir içselliğe sahip hem de çöl kadar engin deneyim ve bilgelik katmanlarına açılıyor. Su ve yüzyılların sessizliğiyle şekillenmiş sarnıç, aynı dili akıcı biçimde konuşan bir mekân sundu. Gösteri için değil, muhafaza etmek için inşa edilmiş bir mimari; karanlıkta bazı şeyleri hayatta tutmanın yavaş emeği karşılığında bizi hayatta tutan şey için... Bizim iç denizimiz.

SergilerKültür-SanatsanatGündem
E-bülten
Art Newspaper Türkiye
Hakkımızda
Çerez Aydınlatma Metni
Kişisel Verilerin Korunması
Aydınlatma Metni
Açık Rıza Onay Formu
Künye
Partnerlerimiz
Satış Noktaları
Kariyer
İletişim
Takip Edin
Facebook
Instagram
Twitter
© The Art Newspaper