Çağdaş sanat oldukça hızlı ilerliyor, yakından takip etmek ise giderek zorlaşıyor. Bu noktada, çağdaş sanat fuarlarının küratöryel bölümleri, en yeni galerilerle en genç ve öne çıkan sanatçıları bir arada keşfetmek için benzersiz bir olanak sunuyor. Şehrin ücra köşelerindeki depo bölgelerinde dolaşmak yerine, her şeyi tek bir aydınlık mekânda görmek varken neden zahmete giresiniz? Art Basel Hong Kong’un en yeni bölümü Echoes, son beş yıl içinde üretilmiş işlere ayrılıyor ve dünyanın dört bir yanından galerilerin en fazla üç sanatçıyla gerçekleştirdiği odaklı sunumları bir araya getiriyor.
Hyun Nahm, Whistle
Klasik Doğu Asya estetiğini teknolojiyle iç içe geçiren Koreli sanatçı Hyun Nahm’ın Whistle adlı eseri, hem kadim bir atmosfer taşıyor hem de bilimkurguya göz kırpan fütüristik bir tahayyül sunuyor. Sanatçı, doğanın enginliğini minyatür ölçekte yeniden kurmayı ifade eden “chukgyeong” kavramından yola çıkarak epoksi, çimento ve polistiren gibi malzemelerle çalışıyor; dijital tüketim, telekomünikasyon altyapıları ve küresel hiperbağlantılılık gibi devasa olguları küçülterek yeniden kurguluyor. Böylece çağdaş dünyanın ölçüsüz büyüklüğü, elde tutulabilir bir ölçekte yoğunlaşıyor.

Leelee Chan, Cambium Wanderer (2024)
Sanatçının, Klemm’s, Berlin ve Capsule, Shanghai izniyle
Leelee Chan, Klemm’s ve Capsule Shanghai
Mistik ikonografi ve kentsel çürüme temalarını irdeleyen Hong Konglu sanatçı Leelee Chan’ın heykel işi, adeta moderniteye adanmış bir anıt gibi. Soyutlamaya "ritüelvari" bir yaklaşım getiren Chan’ın Art Basel Hong Kong’da izleyiciyle buluşan işi, Berlin merkezli Klemm’s ile Capsule Shanghai’ın ortak sunumu kapsamında sergileniyor. Keskin siyah tonların hâkim olduğu bu baş döndürücü geometrik duvar rölyefi, kehribar renkli cam paneller ve örümceği andıran bitki formlarıyla zenginleşiyor. Ortaya çıkan görüntü, yarı antik yarı fütüristik bir kalıntıyı andırıyor.

Tiffany Chung, Global Spice Trade: routes from ancient time to the age of exploration/exploitation (detay, 2024-25) © Sanatçı ve Galería Max Estrella izniyle
Tiffany Chung, Max Estrella
Veri ve istatistikler nadiren bu kadar estetik, ve bu kadar ilgi çekici, görünmüştür. Vietnam kökenli Amerikalı sanatçı Tiffany Chung’un Max Estrella standındaki işi, küresel baharat ticaretinin tarihsel rotalarını gösteren devasa bir işleme dünya haritası sunuyor. Kültür, mutfak gelenekleri, ticaret ve göç arasındaki bağlantıları geniş bir perspektifle ele alan sanatçı, normalde kuru ve tarihsel görülebilecek verileri son derece canlı ve “baharatlı” bir dille sunuyor.

Kei Imazu, Curiosity Cabinet from Ambon (2022) © Sanatçının izniyle
Kei Imazu, Anomaly
Kei Imazu, geçmişle yüzleşmek için geleceği kullanıyor. 2000’lerin başından beri sürdürdüğü bu yaklaşım, dijital deneylerle resmi bir araya getiriyor. Sibernetik ve sürrealizmin buluştuğu bu yeni eserler, geleneksel Doğu Asya sanatına göndermelere yer veriyor ve sanatçının yaşadığı Endonezya’daki sosyo-ekolojik meseleleri ve doğduğu Japonya’nın sömürge geçmişini ele alıyor.

Cian Dayrit, Schemes of Belligerence (2021) Sanatçının, NOME ve Catinca Tabacaru izniyle
Cian Dayrit, Catinca Tabacaru ve Nome
Filipinli sanatçı Cian Dayrit, Art Basel Hong Kong’daki işlerinde sömürgeciliğin temellerini ortaya çıkarmayı, bozmayı ve adeta “yıkmayı” hedefliyor. Romanya’dan Catinca Tabacaru ile Berlin merkezli Nome’un ortak sunumunda yer alan sanatçı, dokuma ve heykel temelli işleriyle etnografya ve arkeolojinin araçlarını kullanarak sömürgeciliğin dünyayı nasıl şekillendirdiğini, hikâyeleri nasıl silmeye devam ettiğini gözler önüne seriyor.

Natalia Załuska, Panorama 6 (2026) Fotoğraf: Szymon Sokołowski; Sanatçının izniyle
Natalia Załuska, Double Q Gallery
Hong Kong’daki Double Q Gallery, fuardaki ilk katılımını Polonyalı minimalist sanatçı Natalia Załuska’nın solo sunumuyla gerçekleştiriyor. Sanatçı, galerinin standını iki ve üç boyutlu, devasa ve kapsayıcı bir geometrik soyutlama işine dönüştürüyor. Ancak Załuska’nın soyutlaması soğuk ve matematiksel olmaktan oldukça uzak. İşlerinde, fırça izleri ve "insani" dokunuşlarla biçimlendirdiği bilinçli resimsel bir yaklaşım benimsiyor.

Jakkai Siributr, Despatch (2024-25) © Sanatçı ve Flowers Gallery izniyle
Jakkai Siributr, Flowers Gallery
Londra’daki Flowers Gallery, Art Basel Hong Kong’daki sunumunda yer alan üç sanatçının işlerini “palimpsestik” olarak tanımlıyor (Bu tanım, 'eski malzemelerin yeniden kullanıldığı katmanlı yapılar' tabirine karşılık geliyor). Bu sunumun öne çıkan ismi ise Jakkai Siributr. Sanatçının Despatch başlıklı yerleştirmesi, Japonya’ya özgü geleneksel bir yama ve onarım tekniği olan “boro” kavramına dayanıyor. Sanatçı, yaşlanan toplumlar ile kültürel pratiklerin ve dilsel biçimlerin kaybı üzerine düşünmeye davet ediyor.

Li Yiwen, Extension (2023) Sanatçının ve Mocube Beijing izniyle
Li Yiwen, Mocube
Çinli ressam Li Yiwen’in çalışmalarında tahrip olmuş mimari yapılar sıkça karşımıza çıkıyor. Pekin’deki Central Academy of Fine Arts’ta duvar resmi eğitimi alan sanatçının Mocube’daki işleri, yıkılmış, çökmekte olan merdivenleri post-apokaliptik bir manzarada resmediyor. Bir zamanlar bir yerlere götüren geçitler artık hiçbir yere çıkmıyor. Yiwen, yapıları geçmişin hayaletleri gibi ele alıyor, yani yok olmanın eşiğindeki kültürel belleğin taşıyıcıları olarak.

Daniel Boyd, Untitled (AMFOSL) (2024) Sanatçı ve Station izniyle
Daniel Boyd, Station
Kimlik, tarih ve kültürel belleğin kaybı bu yılki Echoes bölümünün ana temaları arasında. Melbourne merkezli Station galerisiyle yer alan üç sanatçı da bu çerçevede işler sunuyor. Avustralya’nın en tanınmış çağdaş sanatçılarından Daniel Boyd, yerli mirasından beslenerek bastırılmış tarihleri görünür kılıyor ve binlerce donmuş tutkal damlasından oluşan noktacı figüratif resimleriyle Avrupa merkezci idealleri sorguluyor.

Lewis Hammond, Credo (2025) Sanatçı ve Arcadia Missa, Londra izniyle
Lewis Hammond, Arcadia Missa ve Christian Andersen
Berlin’de yaşayan genç İngiliz sanatçı Lewis Hammond, karanlık, puslu ve gizemli resimleriyle çağdaş yaşamın tüm kaygılarını açığa çıkarmayı amaçlıyor. Bu yeni eserler bilinçli olarak rahatsız edici bir atmosfere sahip. Birinde masa başında uyuyakalan bir figür, diğerinde duvardaki bir oyukta üst üste tırmanan iki tavşan görülüyor. Gölgeye gömülü, muğlak imgeler bunlar; ancak alt metin oldukça açık: dünya karanlık bir yer ve artık kimse onu nasıl anlamlandıracağını tam olarak bilmiyor.

