Leyla Emadi’nin HEMHAL başlıklı sergisi MERKUR’de 14 Mart tarihine kadar izleyiciyle buluşuyor. Emadi’nin çok kimlikli ve çok dilli varoluşundan beslenen sergi, zıtlıkları çatışma değil, üretimi zenginleştiren bir alan olarak sunuyor. Bu yaklaşım sergide, sufi düşüncenin akışkanlığı ile küfi yazının geometrik ve sert estetiğinin aynı mekânda yan yana gelmesiyle görünür gale geliyor.
Betondan üretilmiş küfi yazılar, dilin hem teselli eden hem de ağırlık taşıyan yönünü somutlaştırıyor. Beton, sözü sadece okunur kılmakla kalmayıp mekânda varlığını hissettiren ve bedende deneyimlenen bir hâle dönüştürüyor. Zaman, teslimiyet, içe dönüş ve mikro–makro ilişkisi, keskin köşeler ve sert yüzeylerde yoğunlaşıyor. Bu sertliğe karşılık, sufi düşünceden ilham alan akışkan ve soyut alfabe heykelleri mekânda yumuşak bir denge yaratıyor. Beton harflerin ağırlığı ışık ve gölgeyle çoğalırken anlamı mekânda dolaştırıyor ve soyut formlar dili bir yapı değil, bir hareket hâline getiriyor. Sergide denge, ölçülen bir eşitlik olarak değil, ritmi hareketin içinde koruma çabasıyla hissediliyor.
Nakışlı ve dokuma eserler ise serginin içsel ve bedensel katmanına karşılık geliyor. Her bir nakış, “hemhal” olabilme hâlini zamana, sabra ve emeğe bağlı olarak örüyor. Dil burada dokunulan, taşınan ve hafızaya işlenen bir yüzey oluyor. HEMHAL, zıtlıkları yok saymak yerine her iki tarafı da sahiplenmenin önemini hatırlatıyor. Tıpkı bir tahterevalli gibi, bir taraf ağırlaşınca diğeri yükseliyor, ne birini görmezden gelmek ne de diğerine körü körüne tutunmak mümkün. Sergi, dengeyi bir hedef olarak görmek yerine, zıtlıklarla birlikte var olma cesaretini deneyimlemeye davet ediyor.
