İskenderiye kıyısı açıklarındaki sular altında kalmış antik Kanopos kentinden eserler, 25 yıl aradan sonra ilk kez gün yüzüne çıkarıldı. Buluntular arasında tapınak olduğu düşünülen kireçtaşı yapılar, bir iskele ile su ve balık yetiştiriciliğine ait hazneler yer alıyor.
İskenderiye’nin kuruluşundan önce, Naukratis ve Herakleion ile birlikte Yunan ticaretinin Mısır’daki başlıca limanı Kanopos’tu. Kalıntıları günümüzde Mısır’ın Abu Qir kasabası yakınlarında yer alıyor. Yaklaşık 300 yıl Mısır’ı yöneten Ptolemaios Hanedanı ve yaklaşık 600 yıl hüküm süren Roma İmparatorluğu döneminde önemli bir kent olan Kanopos, erken Hristiyanlık tarihinde de büyük rol oynadı. Abu Qir (“Baba Cyrus” anlamına geliyor) kasabasında iki azizin türbesi bulunuyor. Hristiyanlık dönemine ait parçalanmış taş yapılar ise bölgede meydana gelen büyük bir depreme işaret ediyor.
Bölge, yükselen deniz seviyeleri, depremler ve tsunamiler gibi birçok antik felakete maruz kaldı. Kentin büyük bölümü, MÖ 2. yüzyılın sonlarında yaşanan sıvılaşma nedeniyle yok oldu. Doğu banliyölerinin kalıntıları Akdeniz’in suları altında, batı banliyöleri ise Abu Qir’in altında gömülü durumda.
Mısır Eski Eserler Bakanlığı’na göre, geçen hafta (19-21 Ağustos) sualtı mirasını kutlamak amacıyla düzenlenen üç günlük etkinlik sırasında birçok dikkat çekici eser gün yüzüne çıkarıldı. Bunlar arasında II. Ramses’in kartuşlarını taşıyan dev bir kuvars sfenks heykeli ve bir Romalı soyluya ait beyaz mermer heykel de bulunuyor.
Günümüzde modern Abu Qir limanında gerçekleşen etkinlikte konuşan Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanı Sharif Fathi, "Bu eşsiz eserleri Akdeniz’in derinliklerinden gün ışığına çıkarmak" için gösterilen çabaları, Mısır donanmasının katkılarına da yer vererek, övdü.
21 Ağustos’ta vinçler heykelleri yavaş yavaş derinliklerden yukarıya çıkarırken, eserlere yardımcı olan dalgıçlar kıyıdan alkışlarla eşlik etti. Yerel yetkililer ve yabancı diplomatların izlediği törende Fathi, "Suyun altında çok şey var, ancak çıkarabildiklerimiz sınırlı. Yalnızca belirli kriterlere göre seçilen eserleri gün yüzüne getirebiliyoruz. Geri kalanlar ise batık mirasımızın bir parçası olarak kalacak," dedi.

Ministry of Tourism and Antiquities of Egypt izniyle
Buluntular, Fransız sualtı arkeoloğu Franck Goddio’nun öncülüğünde, Avrupa Sualtı Arkeolojisi Enstitüsü’nün (IEASM) Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı ile yürüttüğü 30 yılı aşkın çalışmalara dayanıyor. Goddio’nun kapsamlı araştırma ve kazıları sayesinde, deniz altındaki kalıntılar sonunda kayıp Kanopos kenti olarak tanımlandı.
Goddio’nun gün yüzüne çıkardığı eserler arasında, 4-5 metre yüksekliğinde olduğu tahmin edilen mermer Serapis heykelinin başı ve tapınağının kalıntıları ile neredeyse tamamen sağlam bir Ptolemaios kraliçesine ait siyah granit heykel bulunuyor. Bugün Kanopos’tan çıkarılan 86 eser, İskenderiye Ulusal Müzesi ve kütüphanesinde altı ay boyunca sürecek Batık Kentin Sırları adlı yeni sergide ziyaretçilere sunuluyor.
Mısırolog Stephen Harvey, The Art Newspaper’a verdiği demeçte, "Bu antik kentlerin bugün suyun altında olmasının sebebi, kıyı şeridinin antik çağlardan bu yana değişmiş olmasıdır. Thonis ve Herakleion’u yalnızca Goddio’nun yürüttüğü sualtı çalışmaları sayesinde biliyoruz. Ancak kıyı değişimi yakın döneme ait bir süreç değil; tapınaklar, saraylar ve evler artık çeşitli koyların içinde yer alıyor, ama binlerce yıl önce suya gömüldüler," diyor.
Harvey, asıl meselenin ‘devam eden deniz seviyesi yükselmesinin artık kıyıya yakın kara üzerindeki mirası tehdit edecek olması’ olduğunu vurguluyor. Bu tehdit, MÖ 331’de Büyük İskender tarafından kurulan İskenderiye kentini de kapsıyor.