Arama
E-bülten
E-bülten
Sergiler
Fuarlar
Kültürel Miras ve Müzeler
Sanat 3.0
Sanat Ekonomisi
Sinema
Sahneden
Tasarım
Kitap
Köşe Yazıları
Ajanda
Dükkân
Sergiler
Fuarlar
Kültürel Miras ve Müzeler
Sanat 3.0
Sanat Ekonomisi
Sinema
Sahneden
Tasarım
Kitap
Köşe Yazıları
Ajanda
Dükkân
Arama
Fuarlar
Haber

‘Biz işimizi yapıyoruz ama bu sadece bir iş değil’

Contemporary Istanbul’un başlattığı CI Bloom, 5’inci edisyonuyla karşımızda. 15–19 Nisan 2026 tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nın Rumeli Salonu’nda gerçekleşecek fuar, İstanbul’un çağdaş sanat sahnesinin merkezinde galerileri, sanatçıları ve yükselen sanat inisiyatiflerini bir araya getiriyor

Mete Aker
13 Nisan 2026
Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli

Fotoğraf: Didem Yılmaz

Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli

Fotoğraf: Didem Yılmaz

Nisan ayı CI Bloom ayı… Genç galerilere alan açmak, bağımsız inisiyatifleri ve farklı üretim pratiklerini buluşturmak amacıyla gerçekleştirilen bir platform olan Bloom, şehirde ayrı bir heyecan yaratıyor. Contemporary Istanbul tarafından, Borusan Otomotiv Türkiye’nin distribütörü olduğu BMW Türkiye partnerliğinde hayata geçirilen CI Bloom’un bu yıl 5’incisi gerçekleşiyor. Dünyanın hâline ve çevremizdeki savaşlara bakarsak bu yıl fuara 6 yeni galerinin daha katılması, sanat pazarı açısından umut veriyor. 15–19 Nisan arası 28 galeri ve 4 sanat inisiyatifinin eserlerinin sergileneceği CI Bloom fikrini, bugününü ve gelecek planlarını Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli ile konuştuk.

METE AKER: Bu yıl CI Bloom’un 5’inci edisyonu... Geçen yıllarda neler yaşandı, bugünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

ALİ GÜRELİ: CI Bloom’un 5’inci edisyonu 15 Nisan’da başlayacak. Şehrin ortasında, Lütfi Kırdar Rumeli Salonu’nda gerçekleşiyor. Orası CI Bloom’un evi oldu. Galerilerin, sanatçıların, koleksiyonerlerin ve profesyonellerin de ziyaret ettiği, memnun kaldığı bir fuar olarak yoluna devam ediyor. Turizm sektörü dâhil, ülkenin, toplumun ihtiyaç duyduğu bir alanda ihtiyaca cevap veriyorsanız, alıcısı vardır. Hep kopyalanır; yani “O yapıyor, ben de yapayım” gibi… İlk defa bir şey ortaya koy bakalım, iyi yaparsan nasıl tutuyor! İstanbul gibi bir şehirde, paranın dağılımı demokratik olsa ve kişi başı gelirin 25 bin dolarlara geldiği bir ülke olsak, zaten böyle 8-10 tane etkinlik olur.

Tabii, İstanbul çok büyük.

Kadıköy’ün bir fuarı olur veya fuarlar içinde daha farklı sanat dallarına özel alanlar olur. Fotoğraf mesela, bambaşka bir dünya. Fotoğraf fuarımız olmadı henüz. Hâlbuki onun gelişmesi lazımdı. Bunlar işin sonunda ekonomiye ve bilinçli olmaya dayanıyor. Sanat dallarının kendi içinde derinleşmesi ve alışveriş ortamının gelişmesi gerek. İstanbul’da bunun eksikliği var. Pazar da ona tam cevap vermiyor. CI Bloom böyle yola çıktı. Galeri sayısını artırmak, ülkedeki galerilere cesaret vermek için... Aslında genç galerilere iyi bir ortam ve özel şartlar sağlıyor. Heyecanla açılmış olan, bir yaşındaki bir galerinin de geniş bir ticari ortama girmesinin platformu oldu. Anadolu’da ekonominin biraz yükseldiği bazı kentlere arkadaşlarımız gidiyor. Bir galeri açılması, alıcısının olması tamamen ekonomiyle paralel bir durum. Mesela iki yıldır Diyarbakırlı bir galeri geliyor. Ne kadar sevindirici ki orada sanat üreten, sanatı sunan ve satın alan bir kitle oluşmuş. Belki ikinci, üçüncü galeri açılmıştır. CI Bloom, galerilerimizin sevdiği, genç galerilerin heyecanla içine girmek istediği bir fuar.

CI Bloom galeriler için bir motivasyon oldu. “Nasıl daha farklı sanatçılar seçebilirim, diğer galerilerden nasıl ayrılırım” diye düşünmeye başladılar.

CI Bloom’un proje aşaması ilk olarak salgında başladı değil mi?

2020’nin sonunda hem dijital fuar yaptık hem de İstanbul Light Festival adında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle beraber bir proje gerçekleştirdik. Aralıkta tekrar eve kapanma kararı alınınca dev dijital ekranlarımız yalnız kaldı. Bir ay açık kaldı, herkes gezdi aslında ama yine de şanssızlık oldu. Salgın döneminde her iş dalında korku vardı ama sanatçılar çok zor şartlarda ve tek başına iş yaptığı için daha da ürktüler. O dönemde en çok sanatçılar zarar gördü. Arkasından CI Bloom herkese iyi geldi. O geçen sürede de herkesin sanat almayı, sanata yaklaşmayı özlediği ortaya çıktı. İlk CI Bloom her şeye rağmen çok iyi satış yaptı. Tabii Bloom’u “Daha da büyütelim mi” diye çok tartıştık kendi içimizde. Farklı disiplinleri de ayrı salona alabilir miyiz ya da şehrin birkaç yerini daha ekleyelim mi? O arayış devam ediyor. Belki yaparız, çünkü şehirde iyi mekânlar var. Keşfetmek lazım. Mekân çok önemli. Mekânın iyi olması, kolay ulaşılması, iklimlendirmesi, otoparkı…

Bu yıl neler olacak ve ne gibi değişiklikler var?

Değişiklik, CI Bloom’un kendi içinde… Sanatçıların CI Bloom’da heyecanla yeni eser göstermesi önemli. Özellikle bizim sanatçılarımızın ürettiği eserlerin ilk defa görülmesi, kendi içinde büyük bir değişiklik anlamı taşıyor. Koleksiyoner görmediği eseri gelip görme ve ona sahip olma hissini arıyor. Aynı zamanda fuara daha önce kitlelerin, toplumun çok fazla tanımadığı yeni galerileri alma çabamız var ve bir yıl boyunca araştırıyoruz.

Bu yıl da yeni galeriler var.

İlk defa katılan 6 galeri geliyor. Çoğu genç galeri... 4 tane de sanat inisiyatifimiz var. Biri ilk defa katılacak.

‘Bu yıl 250 sanat eseri satışa sunuluyor’

Genç galeriler için yurtdışı ile buluşmanın ilk adımı da diyebilir miyiz?

Evet. İkinci senemizde, “Ülkemizdeki sıkıntı galeri ve sanatçıların yurt dışına çıkamamaları” dedik. Bu maddi gücün olmaması. Ticaret Bakanlığı’nın ihracat amaçlı sektörlere verdiği desteklerin içine girmek için çok çabaladık. Ticaret Bakanlığı’mızla ‘Sanat eseri mal mıdır, hizmet midir’ tartışmasının içinde biz 2 yıl harcadık. Olmadı, galerilerin yurt dışına çıkışlarının, fuarlara katılımlarının önünü açamadık. Mademki bizim sanatçılarımız ve galerilerimiz gidemiyor, o zaman biz yurt dışını buraya getirelim. Galerilere dedik ki “Nisan ayında fuarımız var, kalkın gelin”. Turizm Geliştirme Ajansı ile beraber çalıştık. Bütün basın operasyonumuzun bütçesini onlar karşılıyor. Bu yıl farklı ülkelerden 10 gazeteci geliyor.

CI Bloom genç galerileri, bağımsız inisiyatifleri ve farklı üretim pratiklerini buluşturan bir platform olarak kurgulandı. 5 yılda nasıl bir katkısı oldu?

Yeni kurulan galerilerde belki CI Bloom’a, Step Istanbul’a katılırım diye bir amaç oldu. Cesaret verdi, motive etti. “Daha iyi olayım, nasıl daha farklı sanatçılar seçebilirim, diğer galerilerden nasıl ayrılırım” diye düşünmeye başladılar, bir motivasyon oldu diye düşünüyorum. Dünyada yeni kurulan galerilerin büyük bir kısmı ilk üç sene içinde kendi geleceğine karar veriyor. Birçoğu istediğini bulamıyor, terk ediyor. Eskiden yola kolay çıkılan bir işmiş galericilik. Hâlbuki öyle değil. Hele çağdaş sanatın geliştiği doksanlı yıllardan sonra, yani sanatın el değiştirmesinin hızlandığı yıllardan bahsedersek… 50’ler, 60’lar, 70’lerde üretilmiş sanatın fiyatı çok yüksek, şimdi bildiğiniz bütün o malum isimler ulaşılması zor bir hedef. Çağdaş sanat bunu kırdı. 500 veya bin dolara çok eser var ve bu eserler hızlı el değiştirmeye başladı. Bir gelişim ve dönüşüm yaşandı.

Contemporary Istanbul

Türkiye’deki genç sanatçıların üretimleri de dikkat çekici değil mi?

Kalitesi, niteliği iyi, vizyonları açık. Çok değerli genç sanatçılar girdi işin içine. Galeriler konusunda da bir galeri eğer dördüncü senesini zorluyorsa o artık yoluna devam edecektir. İşini doğru yönetiyordur. “Beş yılın altındakilere öncelik veriyoruz, onları görüyoruz” dedik. Bu aynı zamanda Contemporary Istanbul’a geçerken yeni bir hedef oldu ve iki yıl CI Bloom yaptıktan sonra üçüncü sene “Contemporary Istanbul’a gel” dediğimiz galeriler olmaya başladı.

Sanatçıların uluslararası alanlarda birikiminin artması, dünyanın hâliyle ilgili farkındalık kazanmaları gerek.

Fuardaki eser sayısıyla, satılan eserlerin yüzdesi nasıl?

Başarılı sene yüzde 60’ı geçtiğimiz senedir. Bu yıl aşağı yukarı 250 sanat eseri satışa sunuluyor. Satışlarda yüzde 70’i bulduğumuz sene oldu.

O dinamik nasıl değişiyor? Ekonomik sebepler ağırlıklı elbette ama başka hangi sebepler var?

İşin psikolojisinin çok önemi var. Ülkenin bulunduğu durum için herkesin canı sıkılıyor. Hukuk yerlerde. İşin yüzde 50’si psikoloji; insanın iyi hissetmesi, geleceğe iyi bakması, çocuklarının geleceğiyle ilgili kendini iyi hissetmesi... Tüm bunlar toplumda bir duyguyu, psikolojiyi ortaya çıkarıyor ve bu bir enerjiye dönüşüyor. Bu enerjiyle herkes birbirini etkiliyor. Dünyada genel olarak bir düşüş var. Yani bu Amerikalıların hâli, savaş… Ukrayna savaşı 4 yıldır devam ediyor. Belirsizlikler içinde, çok bilinmeyenli denklemlerin olduğu ve insanın kendine güveninin biraz zayıfladığı bir dönemdeyiz. Bu geçecektir muhakkak, insanlık bunu kafasından atar ama bu sanat için de olumlu bir durum değil. Ülkemizde insanların neşesinin, ruh hâlinin düzeldiği, ticaretini doğru yaptığı, emeklinin, asgari ücretlinin kendini hiç olmazsa emniyette ve düzgün hissettiği bir ortam olursa farklı oluyor.

‘Bütün dünya savaştan kendine düşeni alacak’

Galeriler için katılım bedelinin 2025 yılı fiyatlarının yüzde 30 altında belirlenmesi süreci nasıldı? Neden bu kararı aldınız?

İçinde bulunduğumuz ortamı biz düzeltemeyiz ama bir parça ayağa kaldırabiliriz düşüncesiyle aldık. Galerilerin moralini düzeltmek, onlara cesaret vermek; bizim de para kaybetmeyeceğimiz, hiç değilse başa baş gelebileceğimiz bir hesap yaptık. Geçen sene CI Bloom’daki “Euro metrekare” katılım fiyatlarını yüzde 30 aşağı çektik. Bayağı radikal bir karardı. Onunla da kalmadık, bunu Türk Lirası'na sabitledik.

O karar nasıl ortaya çıktı?

Ali Güreli’nin kafasından. (Gülüyor...) Birçok konunun arka arkaya gelmesiyle oldu. Eylülde 20’nci yaşımızı kutladık. Ekimde Londra’da Frieze’i, sonra da Art Basel Paris’i izledik. Ama son 12 yıldır takip ettiğim Art Basel Miami haftasına eşim Rabia Güreli ile gitmedik. Dünyadaki gelişmeleri izliyoruz. Londra’da ve özellikle New York’ta çok önemli galeriler kapandı. Çok kuvvetli isimler bunlar. Mesela Londra’da Kasmin çok önemli bir galeriydi. Hatta geçen sene iki kez ziyaret ettik. Katılmalarını çok istedik. Meğer onlar kapatmayı hesaplıyormuş.

Bu konular da mı sizi teşvik etti?

Bir türlü bitmeyen bir savaş var. Tüm bunlar üst üste geldi. Bizde de özellikle kur makası dediğimiz, yani enflasyonun çok altında gelişen kur artışlarıyla beraber, döviz bazında iş yapan kurumların bir yere varması mümkün değil. İhracat feci durumda. Böyle bir dünyanın içinde galeriler yoluna devam etsin düşüncesiyle “İlk altı ay destek olalım” dedik. 20’nci yaşımızı geçtik, artık 21’inci yıldayız. Aynı gemideyiz. Bu gemi başka türlü yürümez ki. Kendi kendimize, tek başımıza kaptanlık yapamayız.

Geri dönüşler nasıl oldu?

Geçen yıl 24 galeri katıldı, bu yıl 32 galeriye çıktık. Yeterli bir sayı. Teşekkür ettiler. Biz işimizi yapıyoruz ama bu sadece bir iş değil. Bizim içimizde memleket sevgisi, sanat sevgisi, bir de İstanbul sevgisi var. Üçünü bir araya koyunca farklı sorumluluklarımız olduğunu hissediyoruz.

Gelecek için hayalleriniz ne?

Biri, İstanbul’un içine yayılmak. Mesela Step Istanbul’u Kadıköy’de yapmak istiyoruz. Orada bir mekânla konuşuyoruz. Çok yakışır ve Kadıköy’e iyi bir renk getirir.

Fotoğrafla ilgili hayalleriniz de var?

Fotoğraf; bizim ülkemizde yolunu tam alamamış bir sanat dalı. Az sayıda fotoğraf koleksiyoneri var. Fotoğrafı mutlaka geliştirmek istiyoruz. 212 Photography Istanbul’u iyi yapıyorlar. Hem yurt dışından galeriler getirmek istiyoruz hem de insanların fotoğrafa olan aşinalığı artsın istiyoruz. Dijital sanat başlı başına bir dal, onu da Tersane’de geliştireceğiz. Şehre yayılmanın yanında ülkeye yayılma planımız da var. İzmir ve Bodrum için görüşmeler sürüyor. Ama pazarın oluşmadığı yerde bir fuar altyapısı geliştirmek mümkün değil. Bodrum’da ciddi oranda gayrimenkul üretimi ile beraber sanat alalım, evimize koyalım düşüncesi de oluştu. Geçici bir ekonomi gidip geliyor ama oraya epeyce sanatsever ve sanatçı yerleşti. İzmir’e ise bizi önemli yatırımları olan bir kurum davet etti. Orada çadırlı bir operasyon yapıp 2-3 hafta açık tutmak istiyoruz. İzmir’in sanatçıyı misafir etmesi lazım. Yani “artist residency” dediğimiz sanat üretim alanlarının artması gerekiyor. Çok güzel mekânlar var. Arkas bunu yaptı.

Aklınızda kalan, yapmak istediğiniz başka neler var?

Contemporary Istanbul Vakfı’nın ulusal ve uluslararası alanda güçlenmesini, uluslararası ilişkilerini çok daha yüksek seviyeye çıkarmasını istiyorum. Aynı zamanda Türkiye’de sanatçıların daha fazla cesaretlenmesi ve bilinçlenmesi konusunda eğitim programları yapmak... Sertifika programlarına başladık ama o yeterli değil. Sanatçıların uluslararası alanlarda birikiminin artması, dünyanın hâliyle ilgili farkındalık kazanmaları gerek. Asya’da müthiş gelişmeler var, para da orada. Hep bu tarafa bakarken biraz da diğer tarafa bakalım.

Sanatçıların bu konuda bilinçlenmesi önemli.

Aynen öyle. Asya’daki kurumlarla iş birlikleri kursunlar. Onlar daha açıklar mesela, Batı daha tok. Hindistan başlı başına bir hazine. Çin zaten başı çekiyor. Dünyada sanat pazarının yüzde 22’si Çin’de. Çok da bilinçliler.

Dünyanın içinde bulunduğu savaş ve gerilim ortamı sanat pazarını nasıl etkiliyor? Orta Doğu’nun durumu, Türkiye ve dünya sanat pazarını nasıl etkileyecek? Orta Doğu’da pek çok sanat etkinliğinden iptaller geliyor.

İçinde bulunduğumuz durum giderek ağırlaşıyor. Hemen biteceğini düşünmüyorum. Sanat dünyası ve soft power, yani yumuşak güç diye tariflediğimiz diğer bütün dallara da bakmak lazım. Hepsi zarar görüyor. Savaş sürecinin erken aşamasında konuşuyoruz. Henüz ülkemiz tsunami’yi hissetmedi, daha az hissedilebilir. Bana göre, İran çöktü, ekonomik darbe yedi. Enerji üreten yerleri, havaalanları, gaz depoları, birçok şey kayboldu gitti. ABD de başka türlü bir darbe yedi. Orta Doğu ise dağıldı. Orta Doğu bir güven destinasyonu olarak dünyaya çıkmıştı. Dubai 25 milyon turist ağırlıyor, 70 milyar dolar kazanıyor. Bu büyük bir para, çünkü herkes kendini orada güvende hissediyordu. Yerleşenlerin sayısı da arttı. Şimdi o duygu nasıl geri gelecek? En büyük sıkıntıyı orada görüyorum. Türkiye, bu kadar ağır olmasa da çok badireler atlattı. Savaşa dönersek, bitmesi şart. Bütün dünya kendine düşeni alacak. Başta ABD… Trump’ın işi bitti yani. Bunun içinden ülkemiz yararına nasıl bir netice alırız? Başkalarının kötülüğü bize iyilik getirsin diye söylemiyorum ama ihtiyaçlar doğuyorsa biz bunları hızlı dolduralım. Öyle hızla hareket etme zekâmız vardır. Yapacağımıza inanıyorum.

CI Bloom’un heyecanı şehirde hissedilmeye başlandı mı?

CI Bloom’un başarılı olacağını düşünüyorum, birçok insan ilgisini gösteriyor. Katılacak galerilerin katalogları önceden yayınlandı. Ülkedeki tüm koleksiyonerlere gönderildi, 10 binden fazla insana ulaştı. Contemporary Istanbul’un birinci yılından beri İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile hep yakın olduk. İstanbullunun bu sanat fuarlarıyla ilgili bilgi sahibi olmasında ve tanıtımda büyük bir iletişim katkısı yaptı. İnsanlar etkinliği önceden öğreniyor, okuyor ve şehir etkinliği yaşamaya başlıyor. Bu çok önemli. Tüm İstanbul veya şehir dışından ziyaretçiler bu heyecana gelecekler.

Fuarda yer alacak galeriler

Anna Laudel, İstanbul, Ankara, Düsseldorf

Art On Istanbul, İstanbul

Belm’art Space, Ankara

Bozlu Art, İstanbul

C.A.M. Gallery, İstanbul

DG Art Gallery & Project, İstanbul, Bodrum

DİFOART Collective, İstanbul

DİRİMART, İstanbul, Londra

Galeri 77, İstanbul

Martch Art Project, İstanbul

Muse Contemporary, İstanbul

One Arc Gallery, İstanbul

Pi Artworks, İstanbul, Londra

Piramid Sanat, İstanbul

Rıdvan Kuday, Diyarbakır

Ruzy Gallery, İstanbul

SANATORIUM, İstanbul

Summart, İstanbul

Taksim Sanat, İstanbul

Vision Art Platform, İstanbul

x-ist, İstanbul

ZILBERMAN, İstanbul, Berlin

Bu yıl fuarda ilk kez yer alacak galeriler

EArt, İstanbul

rast. GALLERY, İstanbul

Kun Art Space, Adana

Collect Gallery, İstanbul, Sofya

FAAR Gallery, İstanbul, Londra

offgrid art project / Otmar Uras, İstanbul

Sanat inisiyatifleri

Loading Art Space, Diyarbakır

NOKS Art Space, İstanbul

KOLİ Art Space, İstanbul

Are Projects, Antalya

CI Bloom günlük 500 öğrenciye ücretsiz

CI Bloom, 16 Nisan Perşembe ve 17 Nisan Cuma günleri saat 17.00–20.00 arasında kapılarını ücretsiz olarak öğrencilere açıyor. Bu özel uygulama, yalnızca üniversite (lisans), yüksek lisans (master) ve doktora (PhD) öğrencileri için geçerli, lise ve ortaöğretim öğrencileri kapsam dışı. Ücretsiz girişten yararlanabilmek için öğrencilerin kapıda geçerli bir öğrenci kimliği ibraz etmeleri gerekiyor.

Kabul edilen belgeler:

  • Fotoğraflı üniversite öğrenci kartı
  • E-Devlet öğrenci belgesi (güncel tarihli)
  • Öğrenci kimliği yerine geçen resmi belge (öğrenci işleri onaylı)

Günlük 500 öğrenci ile sınırlı olan bu uygulama için davetiyelerin Biletix üzerinden alınması gerekiyor.

FuarlarContemporary İstanbulCI Bloom Gündem
E-bülten
Art Newspaper Türkiye
Hakkımızda
Çerez Aydınlatma Metni
Kişisel Verilerin Korunması
Aydınlatma Metni
Açık Rıza Onay Formu
Künye
Partnerlerimiz
Satış Noktaları
Kariyer
İletişim
Takip Edin
Facebook
Instagram
Twitter
© The Art Newspaper