Bu yıl Hong Kong Art Week’e katılan ziyaretçileri, halihazırda dolu olan programlarına eklemek isteyebilecekleri birkaç yeni fuar bekliyor. Her biri, sanatın izlenmesi ve satın alınmasına dair geleneksel modele özgün bir yaklaşım sunuyor. Bunların ilki, Christie’s’te 20. ve 21. yüzyıl sanatından sorumlu kıdemli başkan yardımcısı ve departman başkanı olarak görev yapmış Jacky Ho’nun öncülüğünde hayata geçirilen ArtHouse Tai Hang (25 Mart’a kadar).
ArtHouse, Tai Hang’deki, yüz yıllık konutlardan oluşan sakin bir mahallede, on farklı mekânda 50 sanatçının işlerini bir araya getiriyor. Ho’nun ilham kaynaklarından biri, kültürel mekânların antik şehir genelinde dağınık biçimde konumlandığı Venedik. Bir diğer referansı ise Seul’de ArtDrunk tarafından 2025’te düzenlenen, mahalle ölçeğinde katılımcı ve topluluk odaklı Block Party etkinliğine uzanıyor. Finansal model de benzer şekilde özgün. Galeriler, yalnızca bir eser satıldığında ücret ödüyor.
Wan Chai’deki Sun Street’te, The Shophouse galerinin kurucusu Alex Chan, seyahat edenlerin alışık olduğu bir koşul etrafında şekillenen Check-in (29 Mart’a kadar) başlıklı fuarı hayata geçiriyor. Fuar kapsamında sergilenen her eserin bir valize sığabilecek boyutta olması gerekiyor. Asya ve Avrupa’dan dokuz galeri etkinliğe katılıyor. Program kapsamında her gün en az bir canlı performans ya da özel sunum da yer alıyor. fotoğrafçı Wing Shya ile sokak sanatçısı Lousy’nin 25 Mart tarihinde hayata geçireceği işbirliği de bunlardan biri.
Yerel galericiler Ysabelle Cheung ve Willem Molesworth ile birlikte daha önce, 2025’te iki edisyonun ardından sona eren alternatif sanat fuarı Supper Club’ı da organize eden Chan, Hong Kong’daki küçük ve orta ölçekli galeriler için maliyetlerin hâlâ zorlayıcı olduğunu belirtiyor. Bu deneyimlerden yola çıkan Chan, “Ultra taşınabilir işlere ve esnek, mobil bir formata odaklanarak genel giderleri azaltmayı ve sunum ölçeğini yeniden düşünmeyi amaçlıyoruz,” diyor.
Cheung ve Molesworth ise kendi alternatiflerini Pavilion ile ortaya koyuyor. Ocak ayında Taipei’de ilk edisyonunu gerçekleştiren Pavilion, şimdi Central’daki H Queen’s’te (28 Mart’a kadar) Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika’dan yaklaşık 25 galerinin katılımıyla izleyiciyle buluşuyor. Fuarın yaklaşımı, Cheung’un ifadesiyle, geleneksel sanat fuarlarının “yüksek tempolu ve aşırı hızlandırılmış” atmosferine karşı daha yavaş ve dengeli bir alternatif sunmayı amaçlıyor.
Paris merkezli Sultana galerisi, Art Basel Paris, Frieze Seoul ve diğer büyük fuarlara düzenli olarak katılan bir isim. Fuara ise sunduğu butik format nedeniyle dahil oldu. Galerinin Asya’daki satış ve iş geliştirme direktörü Kate Park, bu formatı “ticari boyutunu korurken, klasik bir fuar standından ziyade küratöryel bir sergiye daha yakın bir deneyim sunmak,” sözleriyle tanımlıyor.
Central Harbourfront’ta, H Queen’s’e kısa bir yürüyüş mesafesinde yer alan Art Central, 11. edisyonuyla (29 Mart’a kadar) 100 galerinin katılımıyla yeniden ziyaretçiyle buluşuyor. Hong Kong Art Week’in yerleşik duraklarından biri haline gelen fuar, bu yıl “Central Stage” adlı yeni bir küratöryel bölüme de ev sahipliği yapıyor. Bu bölüm, yakın dönemde önemli kurumsal sergiler veya siparişler gerçekleştirmiş orta kariyer sanatçılara odaklanıyor; İran asıllı Amerikalı sanatçı Elnaz Javani ve Litvanyalı sanatçı Marta Frėjutė de seçkide yer alıyor.

