Art Basel, bölgedeki ilk edisyonunda alışıldık fuar formatlarının dışına çıkıyor. 87 galerinin yer aldığı Art Basel Katar, çoğu Art Basel edisyonuna kıyasla daha küçük ölçekli ve birden fazla mekâna yayılıyor. Galerilerden yalnızca tek bir sanatçıyla katılmaları istenirken, sunumda geleneksel stant düzeni yerine daha açık planlı, neredeyse müze atmosferi taşıyan bir yerleşim tercih ediliyor. Sanat fuarlarının standart unsurlarından biri hâline gelen üç sandalye ve bir masanın yerini banklar alıyor. Sanatçı Wael Shawky’nin sanat direktörü olarak atanması ise, ticari kaygılardan ziyade küratoryal bütünlüğü önceleyen bir fuar yaklaşımını pekiştiriyor.
Art Basel Fuarları’nın baş sanat sorumlusu ve küresel direktörü Vincenzo de Bellis, “Formatımızdan son derece memnunuz, çünkü Art Basel faaliyet gösterdiği her coğrafyaya özgü bir yaklaşım geliştirmeyi hedefliyor,” diyor. “Bu kez bölgeyle ilk etkileşimimizin daha odaklı olmasını, sanatçıya ve onun üretim pratiğine daha yakından bakmayı ve Art Basel için yeni bir izleyici kitlesinin, bizi dünyanın dört bir yanında takip edenler de dâhil, farklı bir deneyim yaşamasını amaçladık.”
Kurumsal satışlar da fuarın temel hedefleri arasında yer alıyor. Galerilerin büyük bölümü, önemli tarihsel sanatçıların yanı sıra güçlü üretim pratiklerine sahip genç isimlerle yer alıyor. The Art Newspaper’a konuşan çok sayıda galerici, işlerin kayda değer bir kısmının, çoğu Katar Müzeleri tarafından yönetilen Doha’daki müzelere (fuarın QC+ birimi aracılığıyla ortaklarından biri) ya da Londra, New York, Riyad ve diğer şehirlerden gelmesi beklenen kurumsal koleksiyon ekiplerine gitmesini umduklarını belirtiyor.
De Bellis, “Art Basel’de yaptığımız her şeyde müze niteliğini hedefliyoruz,” diyor. “Bu, mutlaka büyük ya da anıtsal ölçekli işler anlamına gelmiyor. Biz bunu bir eserin sanatçının kariyerindeki yeri ve önemi üzerinden tanımlıyoruz. Bunu her edisyonda yapıyoruz, ancak burada özellikle buna özen gösterdik.”

Vincenzo de Bellis (sol) ve Wael Shawky (sağ). Fotoğraf: Jinane Ennasri
Art Basel izniyle
Fuar, Doha şehir merkezindeki kültür bölgesi Msheireb yerleşkesinde konumlanan yedi farklı mekâna yayılıyor. Bu mekânlar arasında, Katar Müzeleri tarafından işletilen bir inovasyon ve girişimcilik merkezi olan M7’nin iki ana alanı ile Doha Design District de bulunuyor. Shawky ve De Bellis’in sipariş ettiği ve seçtiği bir dizi özel proje ise, Orta Doğu kültürlerinde avlunun bir buluşma alanı olarak taşıdığı anlamı öne çıkaracak biçimde, mekânlar arasındaki boşluklara yerleştiriliyor.
Cidde’de düzenlenen ilk İslam Sanatları Bienali’nin sanat direktörlüğünü üstlenen mimar Summaya Vally, M7 ile tasarım bölgesi arasında geniş bir majlis, başka bir deyişle “bir oturma alanı” tasarladı. Beyrutlu sanatçı Rayyane Tabet ise, De Bellis’in aktardığına göre Körfez yaşamının iki temel unsuruna, peyzaj ve petrol çıkarımına, göndermede bulunan palmiye yapraklarıyla kaplı, birbirine eklemlenen, neredeyse dairesel çelik yapılardan oluşan büyük ölçekli bir yerleştirme üretti.
Fuar kapsamında Bruce Nauman’ın Beckett’s Chair Portrait Rotated (2025) adlı yapıtı, M7’de inşaatı süren bir tiyatroda üç boyutlu ve 24 metre genişliğinde bir ebatla izleyiciyle buluşuyor. Bu sunum, videonun üretildiği stüdyo ile sergilendiği üretim mekânı arasında kurulan incelikli bir paralelliğe dikkat çekiyor.
De Bellis, “Bölge sanatçılarının güçlü biçimde temsil edilmesini istedik. Özel projeler bölümündeki sanatçıların yüzde 80’i bu coğrafyadan geliyor,” diyor. “Temel amaç, küresel olanla yerelin gerçek anlamda iç içe geçtiği bir fuar yaratmak.”
Bu denge, Art Basel Katar’ın galeri seçkisine de yansıyor ve Arap sanat dünyasında olumlu karşılanıyor. Seçki, David Zwirner, Gagosian ve Hauser & Wirth gibi uluslararası blue-chip galerilerle birlikte, Arap bölgesinden sanata yönelik gerçek ve güçlü bir odağı dengeli biçimde bir araya getiriyor. Fuarın paylaştığı verilere göre, temsil edilen 84 sanatçının yarıdan fazlası Güneybatı Asya ve Kuzey Afrika kökenli. Daha da önemlisi, bu seçki bölgede aktif olarak üretim yapan sanatçıları yansıtıyor.
Kahire merkezli Gypsum galerisi, Shawky’nin 2010–2019 yılları arasında İskenderiye’de yönettiği, sanat odaklı okul MASS Alexandria’da mentorluk yaptığı Mohamed Monaiseer’i sunuyor. Monaiseer, Ludo ve satranç gibi çocuk oyuncakları ve masa oyunlarının askerî manevraları nasıl normalleştirdiğini irdeleyen bir dizi işi sergiliyor. Sanatçı bu imgeleri, orduları simgelemek için kullanılan hayvanlardan savaşın ganimeti olan mücevher ve artefaktlara uzanan diğer savaş ikonografileriyle karşıtlık içinde ele alıyor.
Gypsum’un kurucusu Aleya Hamza, “Bu ilk edisyonun güçlü bir kurumsal karaktere sahip olduğunu düşündüğümüz için bütünlüklü bir iş grubu sunmak istedik,” diyor. “İşler, Mısır’ın sömürge tarihine özgü bir kültürel bağlamdan yola çıkarken, aynı zamanda çatışma ve tahakküm olgusunu daha geniş bir çerçevede ele alıyor. Bu araştırmanın bir bölümü, sanatçının Delfina rezidansı süresince Londra’daki Imperial War Museum’da yürütüldü.”
Dubai merkezli Lawrie Shabibi galerisinden Asmaa Al-Shabibi ise, Sudanlı modernist sanatçı Amir Nour’u sunuyor. Al-Shabibi ve galerinin kurucu ortağı William Lawrie, Nour’un işlerini ilk kez Sharjah Art Foundation’da görmüş. Bölgedeki kurumların çalışmalara ilgi göstermesini umarken, aynı zamanda 1980’lerden 2021’deki vefatına kadar ABD’de yaşamış olan Nour’un yalın ve zarif heykellerinin, Amerika’dan gelen küratörlerin de dikkatini çekmesini bekliyorlar.

Summaya Vally
Fotoğraf: Lou Jasmine
Al-Shabibi, “Nour, sanat piyasasından ve hatta Afrika’daki çağdaşlarının çoğundan ayrı bir konumda duruyordu,” diyor. “Bu özerklik, hem minimalizme hem de Sudan’ın kültürel belleğine yaslanan bir üretim dili geliştirmesine olanak tanıdı. Onu Art Basel Katar’ın ilk edisyonunda sunarak, hak ettiği gibi küresel modernist söylemin merkezine yeniden yerleştirmeyi umuyoruz.”
Cömert ev sahipliği stratejisiyle güçlenen bir fuar
Bu haber kaleme alınırken, çok sayıda önemli koleksiyoner ve küratörün fuara gideceği ifade ediliyor. Bu durumda, katılımcılar ve ziyaretçiler için uygulanan cömert ağırlama politikalarının da payı büyük. Galericilerin aktardığına göre, Art Basel Katar, galerilerin konaklama masraflarını karşılıyor. Diğer sanat profesyonelleri de otel ve uçuşları karşılanarak davet ediliyor. Bu, fuarların VIP programları kapsamında yaygın bir uygulama olsa da Doha’ya seyahatin yüksek maliyeti düşünüldüğünde dikkat çekici.
Art Basel Katar, zamanlaması açısından da avantajlı bir konumda. Fuar, Suudi Arabistan’daki Diriyah Çağdaş Sanat Bienali’nin açılışının hemen ardından gerçekleşiyor. Hem Diriyah Bienali Vakfı’nın hem de Art Basel’in kıdemli danışmanı olan Alia Al-Senussi, bu birlikteliğin bölgeye yönelik merakı artan Amerikalı ve Asyalı koleksiyonerleri cezbettiğini söylüyor.
“Koleksiyonerlerden, kurumlardan ve kültür dünyasında büyük öneme sahip isimlerden son derece olumlu geri dönüşler aldık,” diyor. “Bu bizim için çok cesaret verici, çünkü insanlar açıklanan içeriğe gerçekten ilgi gösteriyor. İçeriğin büyük ölçüde Arap dünyasından sanatçılara odaklandığını biliyorlar. İnsanlar, Şeyha Al-Mayassa’nın (Katar Müzeleri Yönetim Kurulu Başkanı) yıllar içinde neler yaptığının farkında ve Art Basel Katar’a bölgeden sanatçılarla ve onları sunacak galerilerle tanışmak, öğrenmek ve etkileşim kurmak için gelmek istiyor.”
Art Basel Katar’ın duyurulmasından bu yana geçen yalnızca dokuz ayda bile piyasa manzarası önemli ölçüde değişti. Geçtiğimiz sonbaharda Abu Dhabi Art, 2026 edisyonu için Frieze ile ortaklık kuracağını açıkladı. Dubai’deki Alserkal Avenue ise 2027’nin başlarında bir tasarım fuarı düzenlemek üzere Design Miami ile iş birliğine gitti. (Bu satırlar yazılırken kesin tarihler henüz açıklanmamıştı.) Bağımsız kalmış son büyük platformlardan biri olan Art Dubai, nisan ayında 20. yılını kutlamaya hazırlanırken, Suudi Arabistan’da bir sanat fuarı düzenleneceğine dair söylentiler de sürekli gündemde.
Körfez’de hızla çoğalan büyük ölçekli müze projeleri ve başka bölgelerde artan vergilerden bunalan yüksek net servet sahibi bireyler için giderek daha cazip hâle gelmesiyle birlikte, hem kurumsal hem de ticari sektörler Körfez’in varlıklı devletlerini acil ihtiyaç duyulan bir büyüme alanı olarak görüyor.
