Arama
E-bülten
E-bülten
Sergiler
Fuarlar
Kültürel Miras ve Müzeler
Sanat 3.0
Sanat Ekonomisi
Sinema
Sahneden
Tasarım
Kitap
Köşe Yazıları
Ajanda
Dükkân
Sergiler
Fuarlar
Kültürel Miras ve Müzeler
Sanat 3.0
Sanat Ekonomisi
Sinema
Sahneden
Tasarım
Kitap
Köşe Yazıları
Ajanda
Dükkân
Arama
Fuarlar
Haber

Sürpriz! Art Basel’in yeni girişimi Basel Exclusive, fuara merak ve beklenti duygusunu yeniden kazandırıyor

200’den fazla galeri, eserlerini fuarın açılış gününe kadar gizli tuttu. Bu eserler ilk kez açılış gününde izleyiciyle buluşacak.

Anna Brady
16 Haziran 2026
Pace Di Donna Schrader, Modigliani’s La Bouquetière (1919-20) eserini sergiliyor. 

Pace Di Donna Schrader izniyle

Pace Di Donna Schrader, Modigliani’s La Bouquetière (1919-20) eserini sergiliyor.

Pace Di Donna Schrader izniyle

Bugün First Choice VIP ziyaretçilerine kapılarını açan Art Basel’de, ana bölümde yer alan 232 galeriden yaklaşık 200’ü yeni Basel Exclusive girişimi kapsamında sürpriz eserler sergiliyor. Bu işler, son yıllarda yaygınlaşan fuar öncesi ön izleme PDF’lerinde ve basın duyurularında yer almayan, ziyaretçilerin ancak fuarda karşılaşabileceği eserlerden oluşuyor.

Hauser & Wirth’ün başkanı ve kurucu ortağı Iwan Wirth’e göre bu girişim, bir zamanlar sanat fuarlarının ayrılmaz bir parçası olan ancak koleksiyonerlerin, danışmanlarının ve teknolojinin giderek daha profesyonel hâle gelmesiyle büyük ölçüde kaybolan “sürpriz unsurunu” yeniden canlandırma çabası. Wirth’e göre bazı koleksiyonerler “önceden araştırmalarını yapmak, seçimlerini belirlemek ve aceleye getirilmek istemiyor”. Ancak bunun yanında, ve belki de giderek daha fazla sayıda, şu şekilde düşünen koleksiyonerler de var, “Bir koleksiyonum var ama bir fuara keşfetmek ve şaşırmak için geliyorum. Hoşuma giden bir şey görürsem satın alabilirim.”

Bu koleksiyonerlerden biri de Patrizia Sandretto Re Rebaudengo. İlk Art Basel ziyaretini 1992 yılında gerçekleştiren Torino merkezli koleksiyoner, “Basel Exclusive, son yıllarda büyük eserlerin çoğunun fuar açılmadan satılması nedeniyle giderek azalan keşif duygusunu yeniden geri getiriyor,” diyor ve ekliyor, “Bu girişim, fuarda fiziksel olarak bulunmanın değerine vurgu yapıyor. 1990’larda ve 2000’lerin başında bir sanat fuarını ziyaret etmenin yarattığı o heyecanlı beklenti hissini geri kazandırdığını düşünüyorum.”

Maike Cruse, Basel’deki Art Basel’in direktörü, bu girişimin amacını “beklentiyi arttırmak ve fuarın açılışında fiziksel olarak bulunmanın değerini pekiştirmek,” olarak tanımlıyor. Cruse, “Hepimiz her gün dijital olarak aşırı miktarda bilgiye maruz kalıyoruz. Bu girişim, bu yükü hafifletmenin bir yolu,” diyor.

Cruse’a göre Basel Exclusive için seçilen birçok eser, “fiziksel karşılaşmanın gerçekten önemli olduğu” işler. Ardından iki örnek veriyor. Biri Meksikalı sanatçı Frieda Toranzo Jaeger’in Trautwein Herleth tarafından sunulan ve izleyicilerin dokunup içindeki kapakları açabildiği bir altar parçası, diğeri ise Endonezyalı-Brezilyalı sanatçı Dan Lie’nin Barbara Wien tarafından sergilenen bir heykeli. Cruse, “Lie böcekler ve çiçeklerle çok çalışan bir sanatçı” diyor. “Eserleri çoğu zaman kokulu oluyor. Onları gerçekten ancak fiziksel olarak gördüğünüzde tam anlamıyla deneyimleme şansını elde ediyorsunuz. Bu yüzden bu eserler, Basel Exclusive için iyi örnekler.”

Cruse’un öne çıkardığı ikincil piyasa eserleri arasında Tina Kim’in sunduğu bir Alexander Calder heykeli, Sies + Höke’de sergilenen bir Gerhard Richter tablosu ve Landau Fine Art’ta yer alan 1910 tarihli bir Wassily Kandinsky resmi bulunuyor. Diğer önemli eserler arasında ise Pace di Donna Schrader Galleries’de sergilenen, Amedeo Modigliani’nin 1919-20 tarihli tuval üzerine yağlı boya eseri La Bouquetière de yer alıyor.

Elbette, bunun ötesinde başka bir gizlilik katmanı bulunuyor ve bazı eserler hiçbir zaman fuar alanında görülmüyor. Cruse, Art Basel’in tüm fuarlarında hâlâ özel izleme odalarının (private viewing rooms) kullanıldığını doğruluyor. Bu alanlar, galeriler tarafından yüksek değerli eserleri kalabalıktan uzakta, seçkin müşterilere sunmak için kiralanabiliyor. Wirth’e göre bu seçenek galerisi tarafından da sıkça kullanılıyor.

Bir bakıma Basel Exclusive, uzun süredir var olan lojistik bir pratiğin yeni bir anlatı içinde yeniden konumlandırılmasından ibaret. Londra merkezli eponim galerinin kurucusu Sadie Coles, “Genel olarak konuşursak, her zaman Basel’de fotoğraflanacak ve bu nedenle ön izleme materyallerimize girmeyecek bazı yeni eserlerimiz olur çünkü bu eserler stüdyolardan çok geç çıkarlar,” diyor. “Dolayısıyla birincil galeriler için bu aslında zaten olan bir şey. Ancak şu an bu durumun görünür kılınıp, olumlu bir şey yaratılması söz konusu.”

Buna örnek olarak Sadie Coles HQ, 2023’te Los Angeles merkezli ressam Laura Owens’ın solo sergisine standını ayırmış, mekâna özgü bir duvar resmi de dahil olmak üzere tüm sunumu fuara kadar açıklamamıştı. Coles, “Tüm stand son dakika gelişti. Fuardan önce elimizde hiçbir görsel ya da bilgi yoktu. Bu, yeni girişimin bu pratiğe nasıl uyduğuna dair iyi bir örnek,” diyor.

Bu yıl ise Coles, Basel Exclusive kapsamında Owens’ın yeni tamamlanmış bir çalışmasını, Untitled (2026), ve ABD’li sanatçı Arthur Jafa’nın yeni bir eserini, tuval üzerine yağlı boya ve serigrafi SYD IS AS SAD AS SID IS (2026), sunacak.

Hauser & Wirth de Wirth’e göre, bazı önemli eserleri geçmişte fuarlarda istemeden de olsa son anda, önceden duyuru yapılmadan sergilemişti. Wirth, geçen yıl Art Basel Paris’te 23 milyon dolara satılan Gerhard Richter’in Abstraktes Bild (1987) adlı eseri ile bir önceki yıl yine Paris fuarında sergilenen ve kısa süre sonra “sekiz haneli rakamların oldukça üzerinde” bir fiyata satılan Kazimir Malevich’in Suprematism, 18th Construction (1915) adlı eserini örnek veriyor.

“Bazen lojistik olarak geç kalıyorduk ve şöyle diyorduk, ‘Bunu avantaja çevirelim, gelene kadar açıklamayalım’,” diyor Wirth. Paris’teki neredeyse her geç eklenen işin başarıyla satıldığını da ekliyor. “Bu, bir sanat fuarının orijinal modeli: sürpriz, enerji ve heyecan anı,” diyor. “Bazı insanlar bu şekilde sürpriz yaşamak istemiyor, ama isteyenler de var.”

Zamanı kısıtlı koleksiyonerler için yeni bir değer

Art Basel’de Hauser & Wirth’ün Basel Exclusive kapsamında sunduğu eser, Philip Guston’ın 1946 tarihli The Courtyardadlı tablosu. Amerikan bir koleksiyondan gelen ve daha önce hiçbir zaman piyasaya çıkmamış olan eser için Wirth, “Guston’ın ileride derinlemesine geliştireceği tema ve fikirlerin ilk izlerini taşıyan bir iş, erken dönem figüratif üretiminin zirvesi” diyor. (Galeri fiyat bilgisi paylaşmadı.)

Gagosian’ın genel müdürü Millicent Wilner da Wirth’ün görüşlerine katılıyor, “Her zaman bazı sürprizleri saklamayı severiz, bu nedenle Basel’in yeni girişimi yaklaşımımızla örtüşüyor.” Gagosian, Basel Exclusive kapsamında 71 yaşındaki Alman ressam Albert Oehlen’in neredeyse 3 metre yüksekliğindeki anıtsal yeni otoportresini sunacak. (Galeri fiyat açıklamadı.)

Wilner’a göre zamanı kısıtlı koleksiyonerler “anlaşılır biçimde zamanlarını daha seçici kullanıyor” ve küresel takvimdeki artan fuar sayısı, her etkinliğin kendi bağlamına özgü, ayırt edici bir değer sunmasını zorunlu kılıyor.

Basel Exclusive, fuarların kaçınılmaz hâle gelen takvim yorgunluğuna karşı geliştirdiği birçok girişimden biri. Londra merkezli sanat danışmanı Emily Tsingou, “Temel sorun hacim ve sıklık” diyor. “Fuarların sayısı arttıkça ve takvimde birbirine daha da yaklaşarak sıkıştıkça, koleksiyonerler öncelik belirlemek zorunda kalıyor, ve bunun iki ucu var: galeriler her etkinliğe yeni iş getirmekte zorlanıyor, koleksiyonerler ise her fuarla aynı düzeyde etkileşim kuramıyor.”

Tsingou, Basel Exclusive’e yönelik müşterileri arasında karışık bir tepki gözlemliyor; bu ayrışma kısmen kuşak farkından kaynaklanıyor. “Koleksiyonerlerin ve danışmanların önemli bir kısmı artık dijital olarak materyal alıp ilk ve hatta nihai seçimlerini bu şekilde yapmaya tamamen alışmış durumda. Bu özellikle genç koleksiyonerler için geçerli,” diyor. “Buna karşılık daha deneyimli bir grup, bir eseri fuar alanında fiziksel olarak keşfetme deneyimine daha fazla önem veriyor.”

Lévy Gorvy Dayan galerisinin kurucu ortağı Dominique Lévy, Basel Exclusive’i “cesur ve Art Basel’i orada bulunanlar için biraz daha özel kılmanın özgün bir yolu” olarak tanımlıyor. Sanat fuarlarının, özellikle küresel jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde, hem tazeliğini koruyup hem de koleksiyonerleri fiziksel olarak çekme meselesinin en büyük zorluk olduğunu belirten Lévy, bu soruna yönelik çözümlerin “konukseverlik, daha büyük kültürel etkinlikler ve deneyimsel unsurlar” içermesi gerektiğini, ayrıca “değişen sanat piyasasına” uyum sağlaması gerektiğini söylüyor. Lévy Gorvy Dayan’ın Basel Exclusive kapsamında sunduğu eser ise Günther Uecker’in 1963 tarihli Rote Fahne adlı çivi işi.

Art Basel’e ilk kez katılan New York merkezli Berry Campbell galerisi ise Basel Exclusive için Amerikan soyut dışavurumcu sanatçı Grace Hartigan’ın 1965 tarihli tuval üzerine yağlı boya Wedding Day adlı eserini seçti. Eser 750.000 dolar fiyatla izleyiciye sunuluyor. Galerinin kurucu ortağı Christine Berry, girişimin müşterilerde ilgi uyandırdığını belirterek “ Bir hazine avına çıkmak gibi. Bir sırrı ilk elden keşfetmeyi kim sevmez ki?” diyor. Berry’ye göre bugün fuarlar “yalnızca sanatla ilgili değil, aynı zamanda deneyimle ilgili”.

FuarlarArt BaselBasel Gündem
E-bülten
Art Newspaper Türkiye
Hakkımızda
Çerez Aydınlatma Metni
Kişisel Verilerin Korunması
Aydınlatma Metni
Açık Rıza Onay Formu
Künye
Partnerlerimiz
Satış Noktaları
Kariyer
İletişim
Takip Edin
Facebook
Instagram
Twitter
© The Art Newspaper