Quoz Arts Fest, 2012’den bu yana Dubai’nin Alserkal Avenue ve çevresindeki Al Quoz Creative Zone’u yaşayan bir sanat ve kültür parkuruna dönüştüren yıllık bir etkinlik olarak bölgenin en kapsamlı kültürel buluşmalarından biri olarak öne çıkıyor. Erişilebilirlik ilkesini benimseyen ve çok katmanlı bir program yapısına sahip festival, kültürün ancak katılımcı olduğunda ve gündelik hayatın içindeki büyüyü beslediğinde en güçlü hâline ulaştığı fikrini merkezinde tutmasıyla öne çıkıyor.
Çağdaş sanattan canlı müziğe, performanstan deneysel enstalasyonlara uzanan kapsamlı bir seçkisiyle festival, yerel yaratıcı toplulukların yanı sıra Orta Doğu, Kuzey Afrika, Güney Asya ve Avrupa’dan sanatçıları da ortak bir platformda buluşturuyor. Quoz Arts Fest bu yıl 14. Edisyonu’nu 24-25 Ocak tarihlerinde sunuyor.
Kolektif bir metamorfoz süreci: TAPE
Bu yılın dikkat çeken projelerinden biri, uluslararası kolektif Numen/For Use’un TAPE enstalasyonu. Kentte ilk kez Concrete isimli mekanda sunulacak olan yerleştirme, daha önce Paris, Tokyo ve Milano gibi şehirlerde izleyiciyle buluşmuştu. Yapıtın Alserkal Avenue’daki gösterimi ise, yerel bağlamda deneyimsel ve büyük ölçekli yerleştirme pratiği açısından bir eşik niteliğinde.
Yerleştirme, mekânı esnek bant katmanlarıyla örülmüş, askıda duran koza formunda bir yapıya çeviriyor. Ziyaretçiler, bu kozanın içine girerek yapının içini keşfetmeye davet ediliyor. Kolektif üretimle inşa edilen bu yapıt, Quoz Arts Fest’le bağdaşan bir fikir olan “sanatı paylaşılan bir mekân olarak ele almak” konseptini de somutlaştırıyor.
Bağımsız müzik ön planda
Müzik, festivalin kimliğinde her yıl belirleyici bir rol oynuyor. 2023’te Saint Levant’ın hafızalara kazınan performansının ardından, bu yılki program hip-hop, elektronik ve R&B’yi deneysel füzyonlarla buluşturuyor. Filistinli topluluk DAM ile Lübnanlı şarkıcı-söz yazarı Yasmine Hamdan, kültürel belleği güncel anlatılarla birleştiren güçlü performanslarıyla programın öne çıkan isimleri arasında yer alıyor.

Yasmine Hamdan
Quoz Arts Fest
Suriye kökenli rock ikilisi TootArd ve Los Angeles merkezli sanatçı Gayathri Krishnan ise Levanten ritimlerden blues’a, Güney Asya etkilerinden çağdaş ses arayışlarına uzanan setleriyle programın çeşitliliğini genişletiyor. Spoken word, müzik ve doğaçlamayı bir araya getiren From the Lips to the Moon performansı da festivalin deneysel yönünü daha da derinleştiriyor.
Katılımcı programlar ve paylaşılan deneyimler
2026 edisyonunda festivalin köklü topluluk programları yeniden izleyiciyle buluşuyor. Cinema Akil ortaklığıyla hayata geçirilen Reel Palestine, bağımsız Filistin filmlerini, zanaat, tasarım ve mutfak üretimini bir araya getiren çok katmanlı bir kültürel üretim alanı ile birlikte ele alıyor. Program, Arab ve Tarzan Nasser imzalı Once Upon a Time in Gaza’nın Birleşik Arap Emirlikleri prömiyeriyle açılıyor. Cherien Dabis’in Palestine 36 (2025) ve All That’s Left of You (2025) adlı, Oscar kısa listesine kalan yapıtları da dâhil olmak üzere 11 uzun metraj, 5 kısa film ve toplam 29 gösterime ev sahipliği yapıyor. Festival süresince 50’den fazla satıcının yer aldığı bu alan, sinemayı kamusal karşılaşmayla buluşturuyor. Jossa Warehouse 45’teki duyusal deneyim alanı ise çocuklar ve genç katılımcılar için dokunma, hareket ve hayal gücü üzerinden katılım imkânları sunarken, Mawaheb’in çoklu medya sunumu festivalin kapsayıcı ve erişilebilir yaratıcı pratiklere verdiği önemi pekiştiriyor.
